En büyük bela, nasipte olmayanı aramaktır
İnternet hayatımıza gireli toplumda meydana getirdiği fırtınalar, kopuşlar, yıkılmalar, yapılmalar, depremler arasında ışıklı yollar da açılmıyor değil.
Ağaç nasıl ki gıdasını çevresinde bulunan topraktan alırsa insan da yaşadığı toplumdan, oluşumlardan, imkanlardan beslenir.
Günlerce arasam bulamayacağım bir güzelliğe rast geldim. Virgülüne dokunmadan istifadelerinize sunuyorum:
““En Büyük Bela, Nasipte Olmayanı Aramaktır”
Hz. Muhammed (SAV)
Bu hadis, insanın, Allah’ın kendisi için yazmadığı bir şeyin peşinde ömrünü tüketmesini anlatır.
Çünkü insan bazen bir şeyi çok ister ama o şeyin içinde kendini kaybedeceğini bilmez. Bir kapıya takılır.
“Eğer bu olursa mutlu olacağım” der. Mutluluğu bir şarta bağlar.
Bir insana, bir makama, paraya, bir ilişkiye, başka bir hayata…
Kalbi tek bir şeye kilitlenir. Ve artık Allah’ı değil, o şeyi merkeze koymaya başlar.
İşte bela burada başlar. Çünkü insan bazen nimetin hayalini putlaştırır. Bu putlaştırma onu belalardan belalara sürükler.
Halbuki,
“Allah cc vermiyorsa bazen merhametindendir.”
Çünkü her istenen şey hayır değildir. Hayırlı değildir. Senin sonsuz hayatını kötü etkileyecektir. Sen cehennemde yanmak için diretirsin. Allah cc yakmamak için diretir.
İnsan kısa görüşlüdür. Anlık arzuyla bakar. Ama Allah cc sonunu görür.
Sen kapıyı görürsün, Allah cc kapının arkasını.
Sen bugünü görürsün, Allah cc sonunu.
Sen arzuyu hissedersin, Allah cc o arzunun seni neye dönüştüreceğini bilir.
İnsanın en büyük yorgunluklarından biri de budur:
Nasibi olmayan şey için ruhunu tüketmek. Olmayanı zorlamak, ısrarla aynı duvara vurmak, her işarette hâlâ diretmek.
Ve sonunda sadece yorulmak.
Çünkü bazen problem, kapının kapanması değildir. İnsanın hâlâ açılmayacak olan o kapıda beklemesidir.
Ama burada incelik vardır. “Nasibimde varsa gelir” deyip hiçbir şey yapmamak da doğru değildir.
İnsan çalışır. Dua eder. Gayret eder. Sonucu Allah'a bırakır.
Çünkü mümin bilir ki: “Ben isterim ama hüküm Allah’ındır.”
Bazı insanlar hayatı boyunca alamadığı şey için ağlar.
Ama sonunda dönüp baktığında şunu anlar: “İyi ki olmamış”
Çünkü o olmaz sandığı şey, onu koruyan rahmetmiş.
Belki o ilişki olsaydı dağılacaktı, o para gelseydi kibri büyüyecekti, o makam verilseydi ruhunu kaybedecekti.
Ama insan bunu hemen anlayamaz. Çünkü nefs, verilmeyeni ceza sanır. Kalp ise zamanla şunu öğrenir: ''Her kapanan kapı reddedilmek değildir. Bazen yönlendirilmektir.''
İnsan bazen nasibinde olmayan şeyi o kadar kovalar ki, nasibinde olan güzellikleri kaçırır.
Önündeki rahmeti göremez. Elindekinin kıymetini hissedemez. Çünkü gözü hep “olmayan”dadır.
Oysa huzur çoğu zaman elde edemediğinde değil, teslim olabildiğinde başlar.
Çünkü bazı kapılar zorlayarak açılmaz.
Ve bazı yollar…
ısrarla yüründüğü için değil,
Allah izin verdiği için açılır...”
alıntı…


YAZIYA YORUM KAT