1. YAZARLAR

  2. Yusuf KAMBUR

  3. Hac ve kurban: ibretler ve dersler
Yusuf KAMBUR

Yusuf KAMBUR

Yazarın Tüm Yazıları >

Hac ve kurban: ibretler ve dersler

A+A-

“Ve insanları hacca davet et! Gerek yaya, gerekse hızlı yol alma yeteneğine sahip ulaşım araçlarına binerek her bir yoldan senin (çağrına) gelsinler.

Gelsinler ki, bunun kendilerine sağlayacağı ahlâkî, kültürel, ticari, siyasi ve toplumsal yararları bizzat görüp yaşasınlar…”(Hac: 22/27-28) 

Zilhicce ayının ilk günlerindeyiz. Ayet-i kerimede üzerine yemin edilen “on gecenin” içinde… Hz. Peygamberin (sav) oruç tutulmasını önemle tavsiye ettiği bereketli zaman dilimi.

Hacı adaylarının “kulluk şuuru ve heyecanının zirvede olduğu”, kurban ibadetinin sembolleri olan “kurbanlıkların görücüye çıktığı” bir yoğun ibadet mevsimindeyiz elhamdülillah.

“Hac ayları” olarak bilinen günlerin son düzlüğündeyiz. Bu mübarek günler özel olarak Hac ve Kurban ibadetinin ifa edildiği günler olmakla birlikte çok geniş kapsamlı bir “tefekkür sahasıdır.”

Hac ve kurban ibadeti bize;

Âdem ve Havva’yı hatırlatır… Cennetten yeryüzüne indirilen insanın “tövbe istiğfar ile arınma ve Arafat’ta buluşma” mekânıdır bu mübarek topraklar. Arafat, marifete giden yol yani kendini bulma yeridir.

Yeryüzünde inşa edilen ilk mabedi, Kâbe-i Muazzama’yı hatırlatır. O Kâbe ki; “bütün insanlar için hem bir bereket kaynağı hem de hidayet rehberidir.” (3/96)

Âdem’in çocuklarını, Habil ve Kabil’i hatırlatır… Bu ilk imtihan üzerinden zımnen şu mesajı verir:

“Evet, hepimiz kardeşiz de sen Habil misin yoksa Kabil mi?” Şu fani dünyada bu iki kardeşten hangisinin yolunda olduğunu bir gözden geçirme çağrısıdır bu… 

Sayıları yetmişten fazla olan Peygamberi hatırlatır. Akın akın bu mübarek beldeye gelmişler, ibadet etmişler ve çoğu burada vefat etmiştir. “Burası adeta kâinatın kalbinin attığı yerdir.”

İbrahim ve İsmail aleyhisselamı hatırlatır…

Bir asır evlat hasretiyle yanan bir peygamber baba, bunca yalvarış ve duadan sonra; imkânsız denecek bir yaşta, Rabbi tarafından İsmail’ine kavuşuyor. Yaşadığı coşkuyu hayal edelim. İsmail henüz süt çağında ve “ayrılık emri” geliyor.

Ve Mekke çöllerine; kuş uçmaz kervan geçmez bir bölgeye götürmekle emrolunuyor. “Evladıma kavuştum derken hem evladından hem de eşinden ayrı kalıyor.”

Yetmez, “çocuk koşacak yaşa geldiğinde” (37/102) büyük, çok daha büyük bir imtihanla yüzleşiyor İbrahim aleyhisselam:

“En çok sevdiğini, en büyük olan ve en çok sevilmeyi hak eden (el-Vdud) uğruna feda/kurban eder misin?”

Rabbi adeta peygamberine, “çıkar gayriyi aradan kalır seni yaradan” gerçeğini hatırlatıyordu.

Gördüğü bir rüyadan hareketle böylesi bir eyleme kalkışmak her babayiğidin kâri olmasa gerek. Halilullah/Allah dostu olmak böyle bir şey demek… İmana sadakat böyle bir şey… “Doğrusu bu, gerçekten müthiş/zor bir imtihandı.”(37/106)

İbrahim sadakatini, İsmail teslimiyetini ispatlamış, bu zor sınavdan başarıyla geçmişlerdi. Bu sınav aynı zamanda:

İnsanlık tarihinde çokça rastlanan “insan kurban etmeyi” ortadan kaldırmıştır. Hz. Peygamber (sav) kurbanla ilgili soru soran kişiye: “Bu babanız İbrahim’in sünnetidir” buyurmuştur.

Hac ve kurban bize, Efendimizi (sav) hatırlatır…

Babası Abdullah’ın da “yüz deve kurban karşılığında azat olunan” biri olduğunu, hayatta kalmanın sevincini yaşadığı bir anda, gözbebeği Muhammed’in (sav) kutlu doğumunu göremeden dünyadan ayrılışını hatırlatır. Ve mesaj açıktır:

“Dünya imtihan yeridir itminan yeri değil.”

Hac ve kurban bize Efendimizin (sav) “insanlık ve tüm âlemlere rahmet oluşunu” hatırlatır. Kur’an’la gerçekleştirdiği diriliş hareketinin şifrelerini gösterir.

Hac ve kurban ibadeti bize, “iman ve ibadette istikameti” hatırlatır… Cahiliye döneminde de hac vardı, kurban vardı, Kâbe tavaf ediliyordu. Fakat bütün bu ibadetlere şirk bulaşmıştı. İslam bu ibadetleri tevhit çizgisine çekmiştir.

Hayat yolculuğunda “mümince duruşu/vakfeyi” hatırlatır. Ölümü, kefeni, ahireti, mahşeri hatırlatır. İçimizdeki şeytani dürtüleri taşlamadan yani “kötülüğe savaş açmadan iyiliğe ulaşılamayacağını” telkin eder.

Maddi imkânsızlık ya da sıra beklemek yüzünden “hasretle yanan yüreklere” telbiyeyle, teşrik tekbirleriyle, kesilen kurbanlarla mübarek beldelerin kokusunu hissettirir.

“İhtiyaç sahiplerini görüp gözetmeyi” hatırlatır. Fakir ülkelerdeki insanların kendilerine gönderilen “kurbanın derisini dahi bölüşerek yedikleri” bir gerçekliği haykırır. Türkiye Diyanet Vakfı ve benzeri güvenilir kurum ve kuruluşlara vekâlet verilerek uzak ülkelerdeki ihtiyaç sahiplerinin derdine bir nebze derman olmayı hatırlatır.

Hac ve kurban ibadeti bizlere; Allah’ın rızasına ulaşabilmenin yolunu gösterir. “Onun rızasına ancak O’nun gösterdiği salih amellerle ulaşılacağını” bildirir.

Hac ve kurban ibadeti bize; O mübarek beldelere gitmeden kendimize çeki düzen vermeyi, ahlakımızı güzelleştirmeyi, hesabı verilebilir bir hayatı hatırlatır.

“Müslüman dediğin, hacı hoca dediğin işte böyle olmalı” dedirtebiliyorsa Müslüman ömrünün sonu bayram olacak demektir.

NOT: Kurban Bayramı 27 Mayıs 2026 Çarşamba

         Bayram Namazı: 05.25     (Rize/Pazar)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Yeni dezenformasyon yasası ve kişisel verilerin korunması kanununa göre; kişilik haklarına yönelik her türlü yayın suç teşkil ettiğinden, kurallara aykırı yorumlar onaylanmamaktadır. Lütfen bir aşağıdaki facebook yorumları bölümünü kullanınız