1. YAZARLAR

  2. Yusuf KAMBUR

  3. RAMAZAN YAZILARI-4: UMULUR Kİ TAKVAYA ULAŞIRSINIZ
Yusuf KAMBUR

Yusuf KAMBUR

Yazarın Tüm Yazıları >

RAMAZAN YAZILARI-4: UMULUR Kİ TAKVAYA ULAŞIRSINIZ

A+A-

“Andolsun ki, Biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Elbette Allah imanlarında samimi olanların kimler olduğunu bilecek; yalancıları da mutlaka ortaya çıkaracaktır.”(Ankebut: 29/3)

-Selamün aleyküm

-Vealeyküm selam. Nereden geliyorsun kardeşim?

-Camideydim, öğle namazını cemaatle kıldım.

-Sen namaz kılar mıydın, yoksa sadece Ramazanlık mı?

-Bir yerden başlamak lazım… Beş vakit kılmaya başladım. İnşallah Ramazan sonrası da devam eder. O değil de acayip duygu doluyum. Hoca namaz sonunda bir dua etti ki gözyaşımızı tutamadık Allah ondan razı olsun.

-Nasıl dua?

-Mazlum Coğrafyaya; Gazze’ye, Filistin’e, Doğu Türkistan’a, İran halkına. Tabi zalimlere de verdi veriştirdi.

-Eee… Değişen bir şey oldu mu? Kâbe’yi tavaf eden on binlerce Müslüman gözyaşları eşliğinde her gün dualar ediyor. Dua etmekle zalimlerin yıkıldığı nerede görülmüş?

-En azından tarafımızı belirlemiş oluyoruz. Bu da önemli bence…

Ramazan ayının son on gününe girmiş bulunmaktayız. Görünen ve görünmeyen şeytanlar –her ne kadar zincirlere bağlanmış olsalar da- “Müslümanı inanç değerlerinden koparma” faaliyetlerine hız vermiş gibidirler.

Büyük ve görünür şeytanlar; Müslüman coğrafyayı adeta “kan gölüne çevirmeyi” kendilerine görev edinmişlerdir. Mübarek Ramazan ayında bile “yeryüzünü ifsat etmekten/kan dökmekten” geri durmamaktadırlar.

Görünmeyen şeytanlar ise zaaflarımızdan faydalanarak bir Ramazan ayını daha “nasipsiz geçirmemizi” sağlamaya çalışmaktadır.

Oysa bu yıl şartlar birçok bakımdan oruç ibadetini kolaylaştırmıştı. Hava şartlarının uygun oluşu, imsak ile iftar arasındaki sürenin nispeten kısa olması ve ağır bağ bahçe işlerinin bulunmayışı, oruç ibadetini zahiren kolaylaştıran unsurlardı.

Buna rağmen böylesine kolay bir imtihanı dahi geçemeyen, Müslümanca bir duruş sergileyemeyen, hatta “denemeye bile değer bulmayanların” sayısı az değildir. Kolay imtihandan sınıfta kalanlar zor imtihana tabi tutulsalar ne hallere düşerlerdi acaba? Bu kimseler en başta “Allah’a iman ve kulluk” noktasında ciddi bir açmazın içindeler.

Görünen o ki Ramazan ayı “sadece oruçtan ibaret olsaydı” Müslümanlar açısından bu sınavı geçmek pek de zor olmayacaktı. Adeta soruları önceden verilmiş bir sınav gibi olacaktı. Ya da “sorular bildiğimiz yerden çıkmış gibi…”

Ramazan ayı yalnızca oruç imtihanından ibaret değildir. O, Sınav içinde sınavların bulunduğu çok yönlü bir ibadet mevsimidir. Bu çeşitlilik ilk bakışta sınavı zorlaştırıyor gibi görünse de aslında “manevi getirisi yüksek, büyük bir berekete işaret eder.”

Şimdi dönüp iç muhasebemizi yapma vakti gelmiştir… Ramazanın son on günündeyiz. İçinde bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesini barındıran bu mübarek günler, belki de hayatımızın en kıymetli fırsatlarıdır.

Kim bilir, belki de kaderimizin kendi gayretlerimizle yeniden yazılacağı bir gece tam da bu günlerin içindedir.

Oruç bizi gerçekten takvaya ulaştırdı mı? Toplumsal barışa katkı sağladı mı? Ahlaki fazileti hayatımızda biraz daha görünür kıldı mı? Daha da önemlisi “değerlerimizin, sabitelerimizin, bizi biz kılan faziletlerimizin” farkına varabildik mi?

Ramazan bize “Müslümanca bir duruş” kazandırabildi mi? Mazlumdan yana bir tavır almamızı sağlayabildi mi? Büyük şeytanlara kin duyabildik mi?

Allah için sevmeyi, Allah’ın sevdiklerini sevmeyi Kur’an’dan öğrenebildik mi? Allah için buğz etmeyi anlayabildik mi? “Allah düşmanlarını ve bizim düşmanlarımızı” daha net tanıyabildik mi?

“Euzu-besmele çekmenin” görünmeyen şeytanların şerrinden korunmak için bir tedbir olduğunu, görünen büyük şeytanların şerrinden korunmak için “onlardan daha güçlü bir orduya sahip olmamız gerektiğini” idrak edebildik mi?

Daha da önemlisi “Hepiniz toptan Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, dağılıp parçalanmayın” ayetinin ne büyük hakikate işaret ettiğini?

Belki de asıl soru şudur:

Ramazan boyunca değişen ne oldu? Olması gerekenin ne kadar yakınındayız? Sofralarımız mı çoğaldı yoksa merhametimiz mi? Şikâyetlerimiz mi çoğaldı yoksa secdelerimiz mi?

“Boykot ürünleriyle iftar açmanın” neresindeyiz? Sahi, boykot etmemiz gereken bir ürün listemiz var mı? Kimi, kimleri boykot edeceğimizi biliyor muyuz?

“İlk günlerde lebalep dolan camilerimiz” yavaş yavaş neden boşalıyor? Müslümanlar ortalıkta yok, Cihada mı çıktılar?

İşte bu yüzden Ramazanın son günleri en kıymetli günleridir. Belki de samimiyetle yapılan bir secde, bir dua, bir tövbe…

Bir uyanış, bir diriliş, bir karar, irade beyanı…

İnsanın kaderinde yeni bir sayfa açmaya vesile olabilir.

Sonuç olarak demek isterim ki, Ramazan da sayılı günlerdir, geçip gidecek. Geriye ise sadece şu soru kalacak:

“Ramazan bizde umduğunu bulabildi mi?”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Yeni dezenformasyon yasası ve kişisel verilerin korunması kanununa göre; kişilik haklarına yönelik her türlü yayın suç teşkil ettiğinden, kurallara aykırı yorumlar onaylanmamaktadır. Lütfen bir aşağıdaki facebook yorumları bölümünü kullanınız