• BIST 107.882
  • Altın 143,804
  • Dolar 3,5304
  • Euro 4,1439
  • Rize 28 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 24 °C
  • Trabzon 28 °C
  • Samsun 25 °C

HAMSİLİ BAKLAVA

D. Ali TAŞÇI

 

            Bir binada üç adam tuğla örmektedir. Birisi bunlara tek tek sorar:

            “ Ne yapıyorsun?”

            Birinci usta: “ Ekmeğimi kazanıyorum.”

            İkinci usta: “ Tuğla örüyorum.”

            Üçüncü usta: “ Saray yapıyorum.” cevabını verirler.

            Üç ustanın da yaptığı aynı şey olmasına rağmen verdikleri cevaplar ayrıdır. Her insanın olaylara bakışı, daha önceki birikimleri, kültürü, ihtiyaçları, ümitli veya ümitsiz duruşu vb. gibi hallerine göre olayları değerlendirmesi çok normal ve hatta kaçınılmazdır.

            Olayları veya kişileri değerlendirirken ön yargıdan uzak ve bu farklı duruşları göz önüne alınarak bir değerlendirme yapılırsa, varılacak sonuç çok vahim olmaz.

            Ekmeğini kazanan usta ailesine düşkün, kendi halinde bir tiptir. Tuğla ören, günübirlik yaşayan, anını değerlendiren bir tip olarak karşımıza çıkıyor. Saray yapansa, sanatkâr ruhlu ve idealist, geleceği şekillendirmek isteyen lider yapıdadır.

            Koalisyon kurma çalışmaları devam ediyor. Her partinin misyonu farklı farklıdır. Hitap ettikleri kitlelerin de duruşları birbirine benzememektedir.

            Evrensel duygu ve düşüncelerle donanmamış olanlar, günübirlik, zevahiri kurtarmak adına hareket etmekten geri duramazlar. Zaten onların uzun yürüyüşe çıkacak güçleri ve hedefleri yoktur. Böyle duruş sergileyenlerle (tuğla örenler), evrensel yürüyüşü kendilerine hedef olarak belirleyenler bir araya gelemezler, gelseler de uzun vadeli birliktelik sağlayamazlar; bu, eşyanın tabiatına aykırı durumdur. Tuğla bitince iş de biter.

            Durum ve duruşlarını sadece bu maddi hayatın yürüyüşüne göre ayarlayanlar, yani ekmeğini kazananlar, ekmek ortalarda gözükmediği anda sizi terk ederler; bu da çok doğal bir durumdur.

            Saray yapanlara gelince, bunların gelecek adına mesajları ve endişeleri vardır; tuğla bitse de yeni fırınlar açmak için çaba gösterirler.

            Üç ustayı bir arada çalıştıracak çok güçlü bir müteahhit olmadan, bu üç ustanın bir arada çalışabilmesi pek mümkün değildir. Zihinler farklı çalışırsa, ellerin de buna uyması kaçınılmazdır. Binada uyum sağlanamazsa, en küçük bir depremde yapı yerle bir olabilir. Olan, binanın içindekilere olur.

            İyisi mi, yeni bir arsa ve aynı heyecanı paylaşan ustalarla yepyeni bir bina dikmek. Bu hem ustalar adına işlevsel bir durumdur, hem mal sahibi adına işlerin yol alması için uygundur, hem de binanın içindekilerin can emniyeti adına bir garantidir.

            Hamsili baklava olmaz; tadı iğrenç olur. Ya hamsi, ya baklava. Ya da aşure! Ama aşure yapacak usta henüz ortalarda yok. Bütün ürünlerin tadını bir tatta birleştirecek ustayı kaybedeli bir asırdan fazla oldu. O gelinceye kadar tek tatla yetineceğiz ya da hamsili baklavayı yutarken boğazımızdan burnumuza doğru gelen iğrenç kokuyla yemekleri de nefret edeceğiz!

                       D. Ali TAŞÇI (dalitasci@hotmail.com)  Twitter:@DAliTasci

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 474 76 40