• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Rize -2 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -6 °C
  • Trabzon 6 °C
  • Samsun 1 °C

ÖZGÜRLÜK; GÜLDE BÜLBÜL OLMAK

D. Ali TAŞÇI

 

İnsan, gecenin koynuna sığınıp son sessizliği düşündüğü zaman, bütün sözlerin, davranışların üstü çiziliyor. Gözlerin derinlikleri, daha derinlikleri taradığı o anda dil, mahcubiyetini ve pişmanlığını itiraf etmekten aciz kalıyor.

            (Hayır, kaçmayın, kaçışın daha derin izler bırakacağını bilerek, aksine, yaklaşın. )

            Sonsuzluk okyanusunda da unutamayacak olduğumuz o son sessizliğin ruhu titreten etkisini herkes bir gün mutlaka tadacaktır.

            Son sessizlik, belki bir ebedi pişmanlığın dehşeti!..

            Son sessizlik, bir sonsuz mutluluk şarkısı, gönül notalarından bestesi yapılmış.

            Son sessizlik, ümitle ümitsizlik arasında titrek bir köprü, bir a’raf belki…

            Alkış, ruhumuzu bir sel gibi silip süpürürken, sessizlik senfonisi ruh bahçemize damlayarak, geleceğimizi tomurcuklandırmaktadır. Sonsuzluk bahçelerinde güller devşirecek olanlar, son sessizliğin bestesini iyi yapabilenler olacaktır. Alkışlara sarılarak giden ömrün son durağı kuyudur; ama orada Yusuf yok.

            Bütün gül bahçeleri, sonsuzluğun goncalanmış çocuğu. Sükûtun nabzını orada dinler ve bestelerin şahına ulaşırsınız. Sevgiliyi, ayak izlerinden değil, kokusundan tanırsınız. Sevgili, yalnızca size kokusunu sunan; sevgili, yalnızca ruhunu size açandır. Sevgili başkasına namahrem, size mahrem olandır.

            Boşuna değildir, gül bahçelerinin sevgilinin yani bülbülün yurdu olması. Hangi yüz gülümsememiştir, gül bahçesine girdiğinde? Sevgili, ruhu titretendir. Sevgili alkışlanmaz; gönül bestelerinin hüzzam şarkıları sunulur ona, her alkış ruhu süpürür çünkü. Alkış, hayat notasını bozar, gürültüye kurban eder gönül yurdunu.

            Sabah rüzgârı goncayı açar, onu gül eder de, odunu açamaz ki; odunu ancak balta açar. Sessizlik, goncanın yeli, kahkaha ise odunun baltasıdır. Odunun yurdu ateşler oldu da güle, sevgili gönlünü açtı.

            “ Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge,

            Ne açar kimse kapım, bad-ı sabadan gayri.”

            Yalnızlık bazen hazinedir; çünkü büyük anların çoğu yalnızlıktan yontuldu.

            Son sessizlik, alkış anaforunu dağıtandır; son sessizlik, tebessümün gülizarıdır.

            Her gül, dilin ucunda donup kalan goncanın (kelimenin) patlayışıdır. Bülbülün güle âşık olması, gülün albenisinden değil, sır yüklü duruşundandır. Sevgili sır küpüdür, onun için hep keşfedilmek ister. Keşfe değer olmayan her şey adidir. Son sessizlik, sevgiliyi sırrıyla birlikte götürdüğü için yolculuk ebedidir. Bülbül güle değil, dile, dilin ucunda donup kalan goncanın sırrına âşıktır. Gonca, gülün sırrı; gül, bülbülün sırrı; bülbül, hakikatin, son sessizliğin sırrıdır. Sırrını ayan edene lanetler yağar.

            Alkış, nefsin seyir çocuğudur; sessizlik ve tebessüm, ruhun temaşasıdır. Güzelliği görenin dili tutulur. Hayatı bestesiz yaşayanların son anları sessizlik değil, çığlıktır.

            Hayatın bestesi ne midir? İmandır mirim, iman!

            Göz, gördüğünü beyin vasıtasıyla dile iletir ve dilin haykırmasını sağlar. Ruh, temaşa ettiklerini dilden saklar, gönüle iletir. Bunun içindir ki gönlün dili sessizdir ve hayret makamındadır. Son sessizlik, hayretin adresidir. Hayret susturur. Sel sularının boğucu sesine inat, pınarların diriltici sessizliği hayat unsurudur.

            Son sessizliği düşünmeden hayatı çığlığa saranlar, bütün çığlıklar dağılıverince karanlığın kucağına düşerler. Son sessizliği dost edinenler ise, sessizlik senfonisinin müthiş nağmelerinin ruhları coşturan esintilerine teslim olurlar.

            Son sessizlik ölümdür, mirim; bütün sesleri yutarak gider.

            Hayat, ölümün kucağında ninnilerle uyuyan çocuk.

            Rüyada devler, gümüş kanatlı kuşlar; dağlar, okyanuslar.

            Hayatın bestesiyle birlikte hayat sürenlerin savaşları da kutludur, barışları da; çünkü onlar kaosun, karmaşanın ve boşluğun çocukları değildir. Ve de bu bestenin notalarının içinde akıp gider özgürlük!

            Sevgilinin sinesinde gül yetiştirmek değil midir, özgürlük?

                                             D. Ali TAŞÇI( dalitasci@hotmail.com)  Twitter:@DAliTasci

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40