• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Rize 12 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 2 °C
  • Trabzon 15 °C
  • Samsun 8 °C

BU DÜELLOYU KİM KAZANACAK?

Seyfullah FIRAT


Parlamenter Demokrasiye geçeli yıllar oldu. Parlamenter Demokrasi tarihimiz yarım asra yakın bir geçmişe uzansa da maalesef istendik seviyelere geldiğimizi iddia edemiyoruz. Askeri darbelerle, korku değneği göstermelerle zaman zaman sekteye uğramış olsa da bir şekilde çok partili siyası hayatımız devam etmektedir.

Şeflik sonrası gelip geçen bütün iktidarlar muktedir olamamaktan yakınmışlar ve bizler milletin oylarıyla iktidara geldik ama başkaları hep iktidarda oldular şeklinde kamuoyuna bir yerleri suçlu olarak hep işaret ettiler. Bu iddialar belki doğruydu veya iktidar olan kendi beceriksizliklerini bu şekilde topluma yutturmayı tercih etmişlerdi.

Muktedir olamamaktan yakınanlar hiçbir zaman kendi içlerinde muktedir olup olamadıklarını hiç sorgulamadılar. Genel Başkanların işaret edip milletin önüne konulan veya bunu seçeceksin diye dayatılanlar milletin vekilleri ne kadar millet iradesini temsil ederler bilemem ama bu ülkede parti genel başkanlarının yetkilerinin modern imparatorlardan daha az olduğunu söyleyemeyiz.

Birde bu ülkede siyasetin üstünde olan veya kendilerini siyaset üstü yetkilerle donatan yapılar var. Bu konuda yalnız Orduyu dillerine dolayanlar ciddi bir haksızlık içerisindedirler. Bu ülkede ordudan daha etkin ve daha sinsi bir takım güç odakları da var. Sermaye çevreleri, dini cemaatler veya tarikatlar yeri ve zamanı geldiğinde Askerden bile daha baskın olabilmektedirler.

Geçmiş iktidarların muktedir olma isteklerinin önünde set teşkil eden Asker veya sermaye çevrelerinden çok daha baskın yeni bir güç odağı olan cemaatler ve tarikatlar özellikle Turgut Özal in Anavatan partisi döneminde ve şimdiki AKP iktidarı döneminde ciddi bir ağırlık merkezi olarak karşımıza çıkmışlardır. Rahmetli Özal kısmen teslim olmuştu ama hiçbir zaman iktidarın çevresini cemaat veya tarikatların geniş çaplı kuşatmasına izin vermemişlerdi.

AKP iktidarı döneminde bu konuda ki iddialar zirve yaparken, Sayın Başbakanın dünya görüşünü ve karakterini yakından bilen insanlar bir gün bir yerlerde kıyametin kopacağını hep söylenip durdular. Bende bu konuda benzer düşünceleri paylaşanlardanım. Sayın Başbakanın bugüne kadar gösterdiği tahammülü hep şaşkınlıkla takip ettim. Sayın Başbakanın karakterinin ve dünya görüşünün herhangi bir güç odağına teslimiyeti kabullenemeyeceğini bildiğimiz için meseleye hep siyasette ayak oyunları olarak baktım ve sürekli bir şekilde de bugünleri işaret etmeye çalıştım.

Bugünler derken, iktidar ve cemaat ilişkilerinin gelmiş bulunduğu noktadan bahsediyorum. Siyaset yapanlar elbette seçmen tabanına hükmeden güç odaklarını dikkate alarak stratejilerini geliştirirler. Sayın Başbakan bu konuda en geniş tabanları kucaklayabilmede oldukça başarılı bir kişiliğe sahip olan bir insandır. Yoksa başka türlü iki günde kurulan bir partinin üst üste iktidarı tek başına yakalaması kolay değildir. Bundan dolayı Sayın Başbakan gelip geçmiş birçok siyasetçiden çok daha başarılıdır.

Sayın Başbakanın işi bugüne kadar kolaydı belki ama bugünden sonra bir hayli zorlaşacak diye düşünüyorum. Cemaat denen güç odağı azla yetinmez oldu ve ülkenin tek hakimi olmanın peşinde. Ciddi işler kotardıkları yetmedi, tehdit ve yerine göre şantaj değneklerini herkese gösterecek kadar ölçüleri aştılar. İşte bu noktada Sayın Başbakan tavrını koydu ve haddinizi bilin yoksa keserim nefesinizi anlamında yeni bir yol haritası belirledi.

Elbette haddini bilmeyenlere, kendi başına işler kotaranlara Sayın Başbakan bundan öteye tavız vermeyecekti ve vermeyecekte. İşte bu noktada yeni bir sarsıntı yaşanıyor. Cemaatin sözcüleri iktidarlar gidicidir ama cemaat kalıcıdır anlamın da çıkışlar yaparken Sayın Başbakan sessiz kalmakta ve iş yaparak mesaisine devam etmektedir. Dershanelerin kapatılması olayı gündeme oturmuş bulunuyor. Adli ve emniyet çevrelerinde ki kuşatmaya karşı yeni gelişmelere gebeyiz. Bütün bunlar demektir ki, Sayın Başbakan işe el koymuştur ve mutlaka bu işin sonuna kadar da gidecektir.

Bizim bildiğimiz Sayın Başbakan hiçbir güç odağına eyvallah demez ve yemde olmaz. Cemaat denen ve son zamanlarda kendi sözcüleri tarafından biz dini bir cemaat değiliz, biz Hümanist bir insanlık hizmet kervanıyız deseler de bize göre bu yeni sıklet merkezi öyle kolay kolay pes diyecek bir yapıya benzemiyor. Her şeye rağmen Sayın Başbakanın şimdilik sesiz devam eden bu düelloyu kazanacağından eminim. Maçın bitmesini geciktirecek tek husus hesap verme korkusu veya çıkar birliktelikleri olabilir. Yoksa ateşi tutuşturacak körüklerin gerekli havayı aylar öncesinden depoladıkları çok açıktır. Benim inancım bu sessiz savaşı mutlaka Sayın Başbakanın kazanacağı yönündedir. Hayırlısı olur inşallah. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 474 76 40