• BIST 109.330
  • Altın 156,133
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Rize 10 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara -2 °C
  • Trabzon 12 °C
  • Samsun 5 °C

Kürt sorunu yok zihniyet suikastı var

Seyfullah FIRAT

Türkiye’nin Kürt meselesi veya rejim derdi diye bir sıkıntısı yoktur. Biz asırlarca birlikte yaşadık ve sırt sırta dayandık. Bir dilim ekmeğimizi paylaştık ve birlikte ağladık birlikte güldük.

Biz, tarihler boyunca birlikte suikastlara maruz kaldık ve düşmanlara karşı birlikte göğüs gerdik. Konuşma dillerimiz ayrı da olsa, gönül dillerimiz hep aynı frekanstan konuştu.

Kız aldık kız verdik, etle tırnak gibi ayrışamaz bir şekilde kaynaştık. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın bizlere çizmiş olduğu ortak kader vadisinde gönül gönüle, omuz omuza buluştuk ve hep birlikte Türk olduğumuzu dünyaya haykırdık.

Bu düşünce ve inanç üzerinde bu devletin temellerini attık; Laz, Kürt, Boşnak veya Çerkez ayrımlara düşmeden Türklük üst kimliğinde kucaklaşarak yola çıktık.

Türkleşmek, İslamlaşmak ve muasırlaşmak hedefine hep birlikte kilitlenerek, nihayetinde en son toplumsal sözleşmemize hep birlikte imza koyduk ve kardeşliğimizi perçinledik.

Bu millet kan akıtarak, can vererek, gözünü kırpmadan ölümlerin üzerine giderek, kısaca tarihin en onurlu bedelini ödeyerek bu devleti bu Cumhuriyeti kurdu.

Şimdi bir takım aklı ve gönlü iğfale uğramış, bu millete mensup olmanın gururundan nasıpsız kalmış zavallılar istediler diye bu devleti ne uydurma etnisitelere ne de birtakım güdümlü dini cemaatlere peşkeş çekecek halımız yoktur.

Bu devlet bu topraklar üzerinde yaşayan bütün insanların sığınağı ve güvencesidir. Devletin şekli milli ve bağımsız devlet şeklidir. Cemaat liderleri, bölücüler veya işbirlikçiler tarafından değil, hukukun üstünlüğü ve herkesin eşitliği prensibi ve milletin hâkimiyetiyle yönetilir.

Cumhuriyet kurulduğu günden beri bizim hiçbir zaman Rejim meselesi gibi bir sancımız olmadı. Ancak rejimi kendi çıkarlarına kullanmak isteyen jakoben çevrelerle Ankara parkı üzerinde zıtlaşmalarımız ve sürtüşmelerimiz oldu.

Söz konusu zıtlaşmaların demokrasi içerisinde çözülmesi gerekirken, şimdi her ne hikmeti varsa bilinmez, malum çevrelerce bu mücadele genel teamülleri de aşarak resmen devlet ve rejim karşıtlığı noktasına kadar taşındı.

Şimdi birileri bu memlekette rejim sorunu var, etnik sorunlar var, bu ülkede anadilini konuşamayan insanlar var şeklindeki kasıtlı ve şeytanı iddialarla ortalarda dolaşarak, milyonlarca şehit kanları üzerine inşa edilen birliğimizi ve dirliğimizi çözmek istiyorlar.

Türkiye’nin rejim sorunu yoktur ama Türkiye’de rejim tehdit altındadır. Türkiye’de Kürt sorunu yoktur ama Kürtçülük etiketi altında bu millete suikast, ihanet veya başkaldırı sorunu vardır.

Hiçbir zaman olmamış ve olmayan şişirme ve uydurma bir zihinsel olarak tamamen düşmanlarımızın kuşatmasına girmiş baykuşlara sormak lazım, kim kime silah çekmiş ve kefen biçmiştir?

Kimler bebeleri Annelerinin karnındayken kurşuna dizmiş, kimler bu coğrafya üzerinde çıkar hesapları yapan dış odakların tetikçisi olmuştur?

Allah aşkına soruyoruz, bir nebze dahi insafı ve izanı olanlara sormak istiyoruz. Bu ülkede kim kimi kimden farklı görmüştür, hangi Türk Kürde kin ve kan kusmuştur?

Hangi Kürt bu ülkede Vali, Bakan, Paşa veya Başbakan olamamıştır? Bugünkü kabinede kaç tane Kürt kökenli Bakanımız vardır. Ege, Akdeniz, Marmara sahilleri bugün kimlerin tekelindedir?

Kürt sorunu diye ortalara çıkıp, olmayan bir Kürt sorunu peyda ederek; bu millete başkaldırmış, silah çekmiş, bugüne kadar on binlerce masum insanımızın kanını akıtmış, bu devlete ve millete suikast etmiş canileri masum göstermeye kalkmak hangi kirli zihniyetin ürünüdür.

Siz Kürt meselesi diye bu ihanetin veya suikastın adını koyarken, siz bu millete suikast edenleri masum gösterip suikastçıların arkasındaki odakları gizlemiş ve ötmüş olmuyor musunuz?

Hangi akıl veya vicdan suikasta uğrayanlar suikast edeni aynı terazide tartmaya razı olabilir, hangi yürek veya gönül eşkıya sürüsü ile milyonlarca bölge insanını aynı karede değerlendirebilir?

Bu nasıl bir sakat ve kısır mantıktır ki, bölgenin çeşitli ülkelerinde ve o ülkelerin insanlarıyla birlikte namusuyla yaşamlarını sürdüren ve Kürtçe konuşan milyonlarca güzel insanı teröristlerin saflarına iterek aynı çerçevede birlikte resmedebilir?

Kürt meselesi diye ortaya çıkarak, bütün bölgenin huzurunu dinamitleyen bu yaklaşım hangi düşüncenin veya hangi kirli hesabin dolgu malzemesi olabilir acaba?

Toplumu zihinsel olarak kuşattıklarını zannedenler, kavramlarla oynayarak kırmızıçizgilerimizi kırdıklarını düşünenler çok büyük bir yanılgı yaşıyorlar ve çetin bir hesap verme gününe doğru gidiyorlar.

Herkes bu konularda konuşurken veya yazarken bölge ve dünya siyasetini göz ardı etmeden ahkâm kesmemelidirler. Bu ülkenin toprakları hiçbir kimsenin babasının yatak çarşafı değildir ve hiçbir kimseye de bir tek çakıl taşı dahi vermeye asla fırsat vermeyiz.

Kavramlarla oynayarak, kavramlar kargaşası peyda ederek, insanımızın zihinleri üzerinde kurulmak istenen şeytanı tuzaklara bu millet değil bizzat bu tuzakları kuranlar düşeceklerdir.

Tekrar ediyoruz ve diyoruz ki; bu ülkede rejim veya Kürt sorunu yoktur. Bu ülkede ihanet zihniyeti sorunu ve millete suikast sorunu vardır. Olup bitenler de bu sorunların ve tehditlerin en açık göstergesidir.

Bölge veya dünya olaylarına Türkçe bakamayan veya olup bitenleri Türkçe okuyamayanlar sorunumuz var. Bu sorun son zamanlarda can alıcı noktalara kadar tırmanmış ve koca bir geleceğimiz töhmet altına sokulmak istenmektedir.

Bizim kaderimiz zaten hep bu olmuştur. Geçmişte Ermeniler bu millete suikast etmişler, bugün ise biz soykırım yapmakla suçlanmaktayız. Bugün bu millete bir takım eşkıyalar yıllardan beri kan kusuyor ve gelecekte de yine biz Kürtlere soykırım yapmakla suçlanacağız.

Bu yanılgıların ve bu tuzakların arka planında dün gaflet ve delalet erbabı vardı, bugün de aynı silsilenin uzantıları olan bedbahtlar vardır. Bu milletin bütün sorunlarının kaynağında esasen hep bu zihniyet kayması yaşayan çevreler vardır.

Zihniyet travması yaşayan ve bu millete muhabbet kısırlığı içerisinde bulunan teslimiyetçi zevatı terbiye etmeden, söz konusu çevreleri ülkenin bahtından söküp atmadan meselelerimize çare üretmek imkansız gibi görünmektedir. İnşallah işimiz kolay ve geleceğimiz huzurlu olur.

  • Yorumlar 17
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2000 Pazar 53 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 474 76 40